hiç mi hiç yakışmadı
ne dokusu ne ilmeği hiç bir şeyi mi uymadı..
bu kadareğreti durmasaydı iyiydi ama
ne göğsü, ne beli oturmadı..
şimdi üzerinden silmek zorunda olduğum o kadar parmak izinin ardından
durup baksam ne gökyüzüne?
beraber hiç duramamışız ki
durup dokunsam ne tenine?
yürüdün mü yürüdüğün tüm o yolları kendinle
kendine bir başına?
yanında elini tutmadan hiç biri
hiç bir kimsenin
hiç bir sesi?
yürüdün mü, sığınmaksızın kendine bile?
sadece yürüdün mü?
yarın ne
ben neyim
ben kimim
bile demeksizin
salt kendine kendi benliğine...
hayır yürümedin, hayır ben de yürümedim..
ama ikimizde yürümüşüz işte kendimizce..
bırakalım, dursun..
şimdi bütün bildiğimiz cümleler aynı ağır aksak eylemlere varıyor
dur diyor bir yanımız
bir yanımız yan diyor..
yorgun
yorgunum
inan bana çok yorgunum..
güneş bulutların arkasında
camların ötesinde şehir
bu griliği çöz diye bakıyorum gözlerine
sen gözlerini kaçırıyorsun...
dedim ya git...
inan bana çok yorgunum..
güneş bulutların arkasında
camların ötesinde şehir
bu griliği çöz diye bakıyorum gözlerine
sen gözlerini kaçırıyorsun...
dedim ya git...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)