hikaye ..

kriokyan'dı adı
en müslüman mahallenin ermeni papazı
binalar arasına sıkışmış kilisesi
arkası berber dükkanı,
en sinek kaydı traşların mekanı..
mahallenin imamı, muhtarı, bütün bıçkın delikanlıları,
babaları, haraççıları, hapçıları,
alkolikleri, her mesleğin adamları
kriokyan'ın arkadaşı..

kilisenin önünde içilir sabah çayları,

berbere girmenin tek yolu
minberin arkası
ama kimsenin
dert ettiği yok
kiliseden geçmeyi
o zamanlar herkesin birbirini kabul ettiği zamanlardı..

kriokyan efendinin güneşten güzel tek kızı
eleni,
savura savura eteklerini
öğlen yemeğini babasına taşırdı..
o zaman düştü denir kemalin kalbi
ayaklarına eleni'nin,
kemal imamın oğlu,
mahalle bakkalı..

ne zaman girse eleni bakkaldan içeri
kemal'in elinde ayağı
dili tutuk
nefesi kesik..
sadece alaycı bir tebessüm eleni'nin dudaklarında
kemal'in adı..

imam ile papazın öğleden sonra konuşmalarının
hepsi
bu iki gence kaymıştı..
hiç kimsenin haberin olmadı
ta ki gidene kadar imam ile karısı
kriokyan'ın iki katlı evine..

herkesin olur'u vardı da
bir eleni evliliğe yanaşmadı
kemal'in
içinde kaynadı acı
boğazını, gözlerini, gözbebeklerini yaktı
tek kelime etmedi
olsun'dan başka..

kriokyan'dı adı
en müslüman mahallenin
ermeni papazı..
kızına da kızamadı,
kemal'e acıdı..

kimse lafını etmedi,
kimse kimseyle bu konuyu konuşmadı..

kriokyan'ın cenazesi
bir sabah ezanıyla kilisesinden kalktı
bütün mahalle geldi cenazeye..
kemal tuttu eleni'nin elini,
eleni sakladı başını bu kendini seven omuzlara,
ağladı, ağladı, ağladı..

sonra bıraktı mahalleyi gitti başka topraklara..
kiliseye kemal baktı..

Hiç yorum yok: