nrn

“sen dediydin . . . rüzgar gençtir, rüzgar hayattır diye”

ben demedim.. ben hiçbirinize, hiç kimsenize dokunmadım; siz dediniz, siz dokundunuz.. sen ışıksın, sen rüzgarsın, şavkın vurur, nefesin titretir, anlamın vardır, çoksundur, baktın mı ela ela dağılır sessizliğin diye siz dediniz; ben demedim.. ben dokunmadım hiçbirinize…
hepiniz hayatıma dönüp baktınız, bakıp dokundunuz; yeri geldi, canınız çekti, bırakıp gittiniz, yeri geldi, ihitiyacınız vardı, zamk gibi yapıştınız, ben durdum.. ben durdum…
şimdi bana hayır sen hiç durmadın, an o andır şimdi duracaksın diyorsunuz. . . şaşırıyorum…
ben sırf güdülerimle hayatımın adımlarını yürürken, ne olmuş ne olmamış, hangi rengine boyanmış dünya sizlerin bakmazken; bana dediniz ki gri olacaksın… oldum… bana dediniz ki mavisin, oldum… bana dediniz ki haki, oldum… rengim elaydı, çaktırmadım… belki şimdi patladım… ama hala sizin alaca bulaca dünyanızın merkezinde olmaktan muzdaribim…
hepinizi, herbirinizi, tek tek sevmekten ama sevmeme boyunduruğunda güdülmekten yorgunum…
zaten çok yorgunum…

mememden süt gelse, kızımla birlikte emecek kadar acemi bir yorgunlukta, kurgusu reklamcılara has bir karede, tek başıma, alkol kokan nefesimin içerisinde solgunum ama parlamak benim genlerimde var!… bembeyaz tenimin, en beyaz duruşu sararırken, ömrümün örümcek ağlarından bezgin ve kurtulmak için ille de gezgin olmam gerektiğinin bilincinde, sek sek oynuyorum… taş da benim, çizgilerde, o karelerde, seken o adımlarda benim…
siz hayatı yaşadınız… bana şeklini bıraktınız…
ben demedim, siz dediniz…
bana dokunmayaydınız…
hiçbiriniz..
hepiniz..
her biriniz…
ben size
yeterdim…

Hiç yorum yok: